|
|
April 28
GÜNÜN BİRİNDE UYANIKMI UYANIK CİMRİMİ CİMRİ BİR KİŞİ KUNDURACIDAN İÇERİYE GİRER AMACI AYAKKABİ SİPARİŞ ETMEKDİR VE DÜKKAN SAHİBİYLE PAZARLIĞA TUTUŞUR VE 5 ALTINA AYAKKABİ PAZARLIĞINI YAPARLAR,TAM O SİRADA DÜKKAN DİŞİNDAN AK SAKALLI BİR YAŞLI BUNLARA BAKARAK AĞIZ DOLUSU GÜLMEYE BAŞLAR DÜKKAN SAHİBİ BOZULARAK DİŞARIYA AK SAKALLI İHTİYARIN YANINA ÇIKAR VE SORAR MÜŞTERİMLE PAZARLIK EDERKEN NEDEN GÜLDÜN NE GÖRDÜN DER VE YAŞLI ADAM CEVAP VERİR.BAK SENİNLE AYAKKABİ PAZARLIĞI YAPAN KİŞİ SENİNLE YAPDIĞI PAZARLIKDA AYAKKABİM 5 YIL DAYANSIN YAĞMURA DAYANIKLI OLSUN VS. SİZE SAYARKEN ALLAH HİÇ AKLINA GELMEZ O NA GÜLERİM ÇÜNKÜ BEN ONUN AZRAİLİYİM KAPIDAN ÇIKARKEN CANINI ALACAĞIM OYSA O ( 5 ) YİL DAYANMASI İÇİN AYAKKABİ SİPARIŞI VERİYOR ONA GÜLÜYORUM DEMİŞ..?
CÖMERTLİK DALLARI CENNETDEN DÜNYAYA UZANAN BİR AĞAÇTIR..H.Ş
KÖTÜ BİR İŞİN EN GİZLİ ŞAHİDİ VİJDANIMIZDIR
Diline sahip olan,evinde huzur bulan ve hatasına pişman olup,ağlayan kimseye müjdeler osun H.Ş
Yaşlı bir bey, sabah erken evinden çıkmış, yolda ilerlerken, bir bisikletlinin kendisine çarpması ile yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış. Sokaktan geçenler, yaşlı adamı hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar. Hemşireler, adamcağızın yarasına pansuman yapmışlar, ama 'biraz beklemesini ve röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini' söylemişler. Yaşlı adam huzursuzlanmış ve 'acelesi olduğunu, tetkik istemediğini'söylemiş. Hemşireler merakla acelesinin sebebini sormuşlar. Adamcağızda: "Karım huzur evinde kalıyor, her sabah onunla kahvaltı etmeye giderim, geç kalmak istemiyorum." demiş. "Karınızın, siz gecikince merak edeceğini düşünüyorsunuz herhalde."demiş hemşire. Adam üzgün bir ifade ile "Ne yazık ki karım Alzheimer hastası ve benim kim olduğumu bilmiyor." demiş. Hemşireler hayretle: "Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor, neden her gün onunla kahvaltı yapmak için koşturuyorsunuz?" demişler. Adam buruk bir sesle "Ama ben onun kim olduğunu biliyorum." demiş. SEVDİKLERİNİZİN KİM OLDUĞUNU ASLA UNUTMAMANIZ DİLEĞİYLE !
ÖLECEĞİMİZDİR. 
İdaal insan kendine rağmen bir mum gibi başkalarını aydınlatır

YALAN,NEFİS ve ŞEYTAN
İnsanın en azili üç düşmanı
Araştırmaya göre erkekler ortalama günde 5, kadınlarsa 3 kez küçük yalanlar söylüyor. Günde ortalama 4 yalan söylediği düşünülürse yılda 1460 kez "gerçekleri çarpıtıyoruz". En çok yalan söylenenler arasında ilk sırayı iş arkadaşları alırken, ikinci sırada anne-baba, üçüncü sırada da sevgili veya eşler geliyor. En çok başvurulan beyaz yalanlar şunlar:
1 - Bir şeyim yok, iyiyim.
2 - Seni gördüğüme sevindim.
3 - Üzerimde hiç para yok.
4 - Seni ararım.
5 - Telefonu duymadım.
6 - Yakında görüşmeliyiz.
7 - Yoldayım.
8 - Hayır, bu kıyafet kalçanı büyük göstermiyor.
9 - Trafikte sıkışıp kaldım.
10 - Ne mesajı.
11 - Telefonum çekmiyordu.
12 - Elbette seni seviyorum.
13 - Sistem sunucumuz bozulmuştu.
14 - Alarmım çalmadı.
15 - Çek postada.
16 - Şarjım bitti.
17 - Tren rötar yaptı.
18 - Seni bir dakika içinde arayacağım.
19 - Çok lezzetli olmuş.
20 - Bu gece spor salonuna gidiyorum.
21 - Sadece arkadaşız.
22 - Saatim durmuş.
23 - Diğer hattım çalıyor.
24 - Bütün gün toplantılara girdim.
25 - Her zaman böyle bir şey istemiştim.
26 - Numaranı yanlış yazmışım.
27 - Bu kadar büyüktü.
28 - Bu gece geç saate kadar çalışacağım.
29 - Sonuncusunu ben aldım.
30 - Arabam çalışmadı.
Allah'a Emanet Ol
Veda vakti geldi, elveda dostum, Nerde namert varsa var ona kastım. Sustuysam, şartlara isyanla sustum;
Dert sorarsan bizde, bol arkadaşım, Allah'a emanet ol arkadaşım!
Çalış çalış fukaralık bitmiyor, Borçlarımın faizine yetmiyor, Böyle gelmiş ama böyle gitmiyor;
Ne el kaldı ne de kol arkadaşım, Allah'a emanet ol arkadaşım!
Yurdu yönetenler düşmüş gaflete, Yolu çevirmişler hep dalalete, Alkış tutuyorlar bak ihanete;
Ne sağ belli ne de sol arkadaşım; Allah'a emanet ol arkadaşım!
Gözleri yalandır, sözleri sahte, Yalanla yaşarlar, özleri sahte, Gözyaşları yalan, yüzleri sahte;
Gülmeleri bile rol arkadaşım, Allah'a emanet ol arkadaşım!
Yönetenler ne bulduysa aşırdı, En sonunda sabrımızı taşırdı, Tavuk bile kümesini şaşırdı;
Ne yumurta var ne fol arkadaşım, Allah'a emanet ol arkadaşım!
Köroğlu yoluna bal diyor şeytan, Eline silahı al diyor şeytan, Çağdaş Çamlıbel'e dal diyor şeytan;
Kalmadı çıkacak yol arkadaşım, Allah'a emanet ol arkadaşım!
Dostum sana Allah sabırlar versin, Sen de benim gibi öfkeni yersin, Bittiğin an gelir, bir umut dersin;
Yine de umutla dol arkadaşım, Allah'a emanet ol arkadaşım!
En büyük servet akıl ve hikmet en şiddetli musibet
ahmaklıktır.Kendini beğenmek en büyük vahşettir.
En makbul şey güzel ahlaktır.
HZ.ALİ'DEN (Kerremallallahü vecheh)
SECCADENİN SESLENİŞİ..!
>Yorgunluğun verdiği ağırlıkla hemen uykuya dalmıştı. Bir iniltiyle >uyandı adam.Etraf halen karanlıktı. İniltiyi rüya gördüğüne yordu. >Dudakları susuzluktan çatlıyordu, öyle susamıştı. Işıkları yakmadan >mutfağa gidip suyunu içti ve yatağına döndü. Tam uyumak üzereyken, >aynı inleme sesi tekrar kulaklarını tırmalamaya başladı. Ama >rüyamıydı uyanık mıydı farkında değildi. Sesin geldiği yöne >doğruldu. O an rüyada olduğuna iyice emin oldu. Çünkü duyduğu sesin >sahibi evin tek seccadesiydi. Adam şaşırdı ve korkulu bir sesle > > >-İnleyen sen miydin? >-Evet dedi seccade >-Niçin ağlıyorsun? >Seccade yine içe işleyen bir sesle: >- Seni uykundan uyandıran susuzluğunu, doyuncaya kadar, su içerek >giderdin. Oysa benim susuzluğumu giderecek kimsem yok! >- Nasıl susarsın, sen canlı bile değilsin dedi adam. >Seccade: >- Benim ihtiyacımda bir nevi sudur ama içtiğin değil. Benim >susuzluğumu ancak tövbekar kulların gözyaşları giderir. >- Anlamadım dedi adam meraklı gözlerle seccadeye >- Ağlarım çünkü ALLAH’ın kulları; kabrinin aydınlığa ulaşmasını, >karanlıklarda kalmamayı, o kutlu günde aydın olmayı isterler. >İsterler de bu vakitte kalkıp iki rekat teheccüt namazı kılmazlar. >Hep bakarım sana, bir günde kalkıp şükür için iki rekat namaz >kılmazsın. >-Beni rahat bırak deyip döndü adam. > >Seccade devam etti. >- Ey ALLAH’ın kulu; bak işte sabah namazının vakti geldi. Ezanlar; >namaz uykudan hayırlıdır diye sesleniyor. Ah sabah namazı , ah bu >sabah namazı ! Namazlar arasında müstesnadır. Hem kalbe hem de ruha >hayat veren bir iksirdir o . Yetmiyor mu ? gece gündüz dünya için >koşuşturduğun , Aziz ve Kahhar olan ALLAH’ın çağrısına neden icabet >etmezsin!!! >Adam iyice sıkılarak: >-Ey seccadem, beni rahat bırak . Gündüz yeterince yoruluyorum, biraz >daha uyuyayım deyip yatağın sıcaklığına bıraktı kendini. >- Seccade yılmadan adamı uyarmaya ve uyutmamaya uğraşıyordu. >- Demek ki sen dünyaya ahretten daha çok önem veriyorsun. >Adam iyice öfkelendi: >-Yeter artık lütfen konuşma diye bağırdı. > >Seccade bu çıkışın karşısında önce sustu. Daha sonra sesini iyice >alçaltarak ; >-Ah o fecir vaktindeki adamlar, ah o fecir vaktindeki adamlar dedi. >Sen O nurlu peygamberin bu vakit için neler söylediğini bilmez >misin. “Her kim ki güneş doğmadan ve batmadan evvel namazlarını eda >ederse ateşe girmeyecek”, “ Ve yine O güzel insan “Kim şu iki namazı >(sabah - ikindi veya sabah - yatsı) kılarsa cennete gider.” Ve >nihayet “Münafıklara en ağır gelen namaz sabah ve yatsı namazıdır. >Onlar ki o iki namazdaki ecri bilselerdi sürüne sürüne giderlerdi…” >Bunun üzerine adam yatağından doğrulup; >-Haklısın sabah namazı gerçekten önemli dedi.. >Seccade: >-Öyleyse kalk ve namaz kıl dedi.-Yarın inşALLAH , mutlaka kalkacağım >ama bugün çok yorgunum dedi adam. > >Seccade son bir ümitle ; >-Kişi Salih amellerin ne kadar büyük ecri olduğunu idrak edemezse >tüm zamanlarda bu ameller zor gelir. Sorun uyumaksa, kabir de >uykudan çok ne var! Gel sözümü dinle Ey ALLAH’ın Kulu! >Bu andan sonra adamda tek kelime duyulmadı. Seccade de bir süre >sessiz kaldı. Adam uykuya devam etti. > >Ama heyhat! Adam ömründeki en uzun uykuyu dalmıştı bile. Seccadenin >son sözlerini duyamadı. O an seccade adamın öldüğünü anlayınca kısık >bir sesle şunları söylüyordu. >-Ey tövbesini yarına erteleyen, bilir misin yarına çıkabileceğini!!! >Ölüm pusuda hep, biz dünya için günah işlerken. Süresi de kısıtlı. >Gün gelip atar, farkında olmadan.

Gitgide alışıyorum sana..Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz... Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin...Yanımda olduğun zamanlar; sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor, alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun... Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan... Alışkanlıklar daima korkutur beni... Düşünki ben yaşamaya bile alışkın değilim... Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır... Fakat şimdi sana alışıyorum... Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor. Yalnız içimde garip bir korku var. Sana tüm alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum... Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini daha değerlisini verememekten korkuyorum... Bir gün ansızın ölmekten ve seni bana olan alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum... Oysa ki her zaman ve günün her saatinde yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı... Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni... Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz. Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim... 'Bana alış' demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün... Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin, o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla, sevginle yepyenibir 'ben' yaratacaksın benden! İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum... Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi. Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım. Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum. Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum. Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor... Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım.Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştan başa seni görecekler içimde... Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun? Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz. İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan. Her yerde iki olduğumuz için bir bütün haline geliyoruz durmadan... Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni... Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden... Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor... Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri... Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum... Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık... Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz...Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum... Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun. Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz, bir gün bulutların üstünde... Uzun süren bir baygınlık sonrasının o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim... Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman seninle vardığım yüksekliğe erişemez... Açılmış bütün kuyuların derinliği içimde seni bulduğum yer kadar derin değil... Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi. Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz. Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde. Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu. Alev almayan bir yerimiz kalmadı. Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor. Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık. Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum. Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek. Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız... Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde bizden güçlüsü olmayacak! En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle... Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır.Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık...
Insana insan gözüyle bakarak Yüreklerde sevgi ve bariş dolu günlere kosarak Renk,din,dil diye ayrim yapmadan Sevgiyi ve umudu paylasarak El ele sevgi ve baris dolu günlere Içindeki kavgayi yenmek icin ilk adimi atarak Umut dolu bir gelecege Ilk adimi atmak senin elinde Düsüncelerim tutuksuz,onlar bir tek senin Beyaz bir güvercin kadar ak ve özgür Çocuk çiğliklari yerine kahkaha seslerini Şehit annelerinin agıtlari yerine Bariş türkülerinin söylendiği bir ülke için El ele sevgiyle,umutla,kardeşce, Hosgörüyle,saygiyla,insanca bakarak Barişik yüreklerle sevgi ve bariş dolu günlere Ellerimizi birleştirmek şu ,bu,o demeden Aydinliği seviyorum ben Eşitliği seviyorum,paylasmayi seviyorum En önemlisi insanlari insan olduklari için seviyorum ben Mutlu ve umutlu bir ülke için Benim cennet vatanim,ay yildizli bayrağım için El ele sevgi ve bariş dolu günlere taşımak
Milletçe birlikde hadiyin yürüyelim huzura.
Sen;solgun baharlardaki mavi yagmurum,
akşam kızıllıgındaki yorgun gölgem,kış aya-
zında yaz güneşimsin.bulutlardaki saklı düş-
lerim,her günün sonunda özledigimsin...
Özlemlerimin özlemi hasretlerimde saklı sevdamsın
Sen aşk ve aşkımın bir bütünü ruhumun ilacısın

S E N Yeni Bir Sayfada Sana Bakmak her şey yapılabilir. bir beyaz kağıtla uçak örneğin uçurtma mesela altına konulabilir. bir ayağı ötekinden kısa olduğu için sallanan bir masanın veya şiir yazılabilir süresi ötekilerden kısa bir ömür üzerine. bir beyaz kağıda her şey yazılabilir senin dışında güzelliğine benzetme bulmak zor sen iyisi mi sana benzemeye çalışan her şeyden bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor belki tabiattadır çaresi senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin ve benim bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim anlarım bitkiden filan ama anlatamam toprağın güneşle konuşmasını sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla
sen bana ışık ver yeter bende filiz çok köklerim içimde gizlidir gelen giden açan soran bere budak yok bir şiir istersin “içinde benzetmeler olan” kusura bakma sevgilim heybemde sana benzeyecek kadar güzel bir şey yok
uzun bir yoldan gelen tedariksiz katıksız bir yolcuyum yaralı yarasız sevdalardan geçtim koynumda bir beyaz kağıt boşluğu her şeyi anlattım olan olmayan acıtan sancıtan bilsem ki sana varmak içindi bütün mola sancıları bütün stabilize arkadaşlıklar daha hızlı koşardım severadım gelirdim gözlerinin mercan maviliğine sana bakmak,suya bakmaktır sana bakmak bir mucizeyi anlamaktır sana sola bakmadan yürüdüğümyollar tanıktır aşk sorgusunda şahanem yalnız kelepçeler sanıktır ne yazsam olmuyor çünkü bilenler hatırlar hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz sen öyle toprak ve güneş ortaklığı sen teninde cennet kayganlığı iken sana şiir yazmak ahmaklıktır
bir tek söz kalır dişlerimin arasından ben sana gülüm derim gülün ömrü uzamaya başlar verdiğim bütün sözler sende kalsın isterim ben sana gülüm derim gül sana benzediği için ölümsüz yazdığım bütün şiirler sana başlayan bir kitap için önsöz
sana bakmak bir beyaz kağıda bakmaktır her şey olmaya hazır sana bakmak suya bakmaktır gördüğün suretten utanmak sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır sana bakmak allah’a inanmaktır.

ÇOK ACITTINIZ CANIMI SEVDIĞIM İNSANLAR <<<VERİLEN SÖZ İNSANIN İMZASIDIR.>>>

S E V G İ L İ
Sevgiliden gelen her şey sevgilidir.”Sevgili, biraz sendir ve sen biraz sevgili Sevgili, eksilmeden paylaşılan ömür olmalı Sevgili, kan-ter içinde uyandığın kabus sonrası Başucunda bulduğun bir bardak su olmalı...Sevgili, ateşlenmiş başında ıslak tülbent olmalı.Sevgili, gecenin beşiğinde uyuttuğun masal olmalı;Sevgili, uykusuzluğun en güzel sebebi,Yanında uzanmış melek,her gece yatağında yangın olmalı Sevgili,”günaydın” ve “iyi geceler” sözcüklerinin Arasındaki hasret olmalı...Sevgili,her gün yeniden çözdüğün bilmece olmalı...Sevgili, kara günde kara zeytine Kara gözlerinin akını akıtıp bal yapmalı Sevgili,hem öfkenin fırtınalı denizi hem limanı olmalı Sevgiyi beslemeli öfkeyi unutmalı. Sevgili, muhabbette en güzel söz Kavgada suskunluğun olmalı Sevgili,ölçülemez sevginin derinliği olmalı Sevgili, yüreğinin mahzeninde yıllanmış şarap olmalı Sevgili,aşkla düellonda boş silahın olmalı...Sevgili,acında gözünde ki yaş,Sevincin de dudağında gülüş olmalı..Sevgili,sinemada izlenememiş filmler sonrası Dudağında kalan tuzlu mısır tadındaki öpüş olmalı..Sevgili, “kara sevda” derdinin muadilsiz ilacı olmalı!..Sevgili, aşkın sözlüğünde tek isim olmalı Sevgili, sevmese de futbolu “maç kaç kaç bitti?” diye sormalı;Sevgili, en sevdiğin yemeği en güzel yapan aşçı olmalı..Sevgili sofrandaki çorbanın tadı tuzu olmalı..Sevgili, aşkın körlüğünde elindeki beyaz baston olmalı..Sevgili, “gel” deyince kanat takmalı “Git” deyince gitmemeli kalmalı..Sevgili, yalan dünyada yalansız cennet olmalı Sevgili, hem yüreğinin konuğu hem sahibi olmalı..Sevgili, yanındayken zamanı durdurmalı Ve zaman durduğu yerde kımıldamadan su gibi akmalı,Sevgili, kıskançlığın,bencilliğin,aptallığın olmalı Tüm kötü huyların onda anlam bulmalı...Sevgili, sevginin hem yolu hem yoldaşı olmalı Sevgili, her gün yeni bir mısra yazdığın şiir olmalı..Sevgili, ilkbaharda menekşe,yazın papatya,Sonbaharda kasımpatı , kışın kardelen olmalı..Sevgili her iklimde bahar olmalı Sevgili, haziran sıcağında buzlu çay Aralık ayazında boynunda ördüğü yeşil atkı olmalı Sevgili, dar’a gitmeden son sigaran olmalı...Sevgili, son gününde elini tutmalı Son günüyse onla gitmek için dilinde ki dua olmalı...Sevgili,biraz anne biraz kardeş biraz arkadaş,hepsinden birer parça ve hepsinden farklı bambaşka olmalı!...Sevgili, içinde taşıdığın onur,kolunda taşıdığın gurur olmalı...Sevgili ,uğrunda her şeyden vazgeçeceğin vazgeçilmez olmalı. VE İNSAN SEVDİĞİNİN SEVGİLİSİ OLMALI...
AAAAHS
SEN YOKTUN...
Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine, ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim. Sen yoktun…
Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi, her parkı, her ağacı ezberledim. Sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adını aradım. Sen yoktun…
Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı. Her bir hücremin acısını ta yüreğimde hissederken beni enkazın altından çekip alacak elini aradım. Sen yoktun…
Özlem şarkılarını ezberledim. Kimini bağıra bağıra, kimini fısıltıyla söyledim. Karanlığa haykırdım hasretimi. Sesimi duyacaksın diye bekledim. Sen yoktun…
Senden gelecek bir tek haberi bekledim. Saatler asırlar gibi geldi, geçmedi. Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen atışlarıyla açtım. Senden başka duyduğum her seste hep aynı hayâl kırıklığını yaşadım. Onlar beni duymak istiyordu, bense seni. Sen yoktun…
Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına uzattım her gece. Bir an önce sabah olsun diye uykunun beni çekip almasını istedim. Olmadı. Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan, kaç gece merdivendeki ayak seslerini dinledim gelen sensindir diye. Sen yoktun…
Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine. Bulutlar yalnızlığın işaretiydi benim için. Beni ıslatan yağmur olmadı. Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim. Hayat; merhaba dedi bahara çiçek çiçek. Uzun kıştan sonra gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm. Sen yoktun…
Her istasyon her otogar adresim oldu. Bir trenden inersin sandım. Otobüslerdeki her yolcuya sensin diye baktım. Ya da yolculuklara vurdum kendimi. Kimsenin uğramadığı köylere, adı duyulmamış kasabalara gittim. Senden bir iz aradım. Sen yoktun…
Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım. Kıyılarda tükettim bekleyişlerimi. Hep sensiz gemiler geçti limanlardan. Ben gemicilerin hasret türkülerine eşlik ettim. Sen yoktun…
Gözümden bir tek damla yaş akmadı. Onlar sana aitti, sana kalmalıydı. Kimselere söyleyemedim acılarımı, bekleyişimin öyküsünü kimselere anlatamadım. Nice fırtınalar koptu yüreğimde. Dalgalar dövdü hayallerimi. Sığınacak bir liman, yaslanacak bir omuz aradım. İçimi dökecek bir insan aradım. Sen yoktun…
Her gece ay paramparça oldu. Her gece yıldızlar birer birer düştü sokaklara. Yıldızları saçına takıp gelmeni bekledim. Ayı avucunda bana getirmeni bekledim. Ve bir güneş gibi doğup aydınlatmanı bekledim bu kapkara dünyamı. Ama. Sen yoktun...
ÇERİK…
Ey ogul, artik Bey sin! Bundan sonra öfke bize, uysallik sana. Güceniklik bize, gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik bize, hosgörmek sana. Anlasmazliklar bize, adalet sana. Haksizlik bize, bagislamak sana...
Ey ogul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Sunu da unutma; insani yasat ki devlet yasasin.
Ey ogul, isin agir, isin çetin, gücün kula bagli. Allah yardimcin olsun... Güçlüsün, kuvvetlisin, akillisin, kelamlisin! Ama; bunlari nerede, nasil kullanacagini bilmezsen sabah rüzgarinda savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklini yener. Daima sabirli, sebatli ve iradene sahip olasin! Dünya, senin gözlerinin gördügü gibi degildir. Bütün bilinmeyenler, feth edilmeyenler, görünmeyenler, ancak sen faziletli ve ahlakli olursan gün isigina çikacaktir.
Ey ogul ! Anani , atani say ! Bereket büyüklerle beraberdir. inancini kaybedersen , yesilken çöllere dönersin. Açik sözlü ol ! Her sözü üstüne alma ! Gördügünü görme ! Bildigini bilme ! Sevildigin yere sik gidip gelme !
Ey ogul ! Üç kisiye aci : Cahil arasindaki alime , zenginken fakir düsene,ve hatirli iken itibarini kaybedene.
Ey ogul! unutma ki, yüksekte yer tutanlar, asagidakiler kadar emniyette degildir. Hakliysan mücadeleden korkma !...
SEYH EDİBALİ
|
|
|
|